LEONARDO DA VİNCİ İLE HAYATIN SIRLARI & NLP İLE BAŞARI

Coelho’ nun simyacı adlı kitabını 2000 yılında okuduğumda hayatımı sorgulamaya başladım. Simyacının kahramanı Santiago gibi, yolculuğa başladım. Ankara dan ayrı bir yerde olmayı düşünemezken, kendimi İzmir’e yerleşmiş olarak buldum.
Birlikte çalıştığım, şimdi anlıyorum ki Leonardo da vinci gibi düşünen, aydın bir mevlana bilgini, onlarca kitap oluşturulabilecek değişik alanlara ait dokümanlara sahip, halen urla da bir vakıf lisesi yöneticiliğini yapan bilge kişi Kamil Süral idi.
NLP kuramcıları John Grınder ile Richard Bandler’in düşündüklerini kolayca yapabilen NLP üstadı Kamil Süral abi benim NLP ile tanışmamı sağladı, ona minnettarım.
Stuart Avery Gold’un Ping adlı kitabındaki, yeni yaşanılası, bir göl aramaya çıkan kurbağa ping’in hikâyesi, hayatımızda yaptıklarımızla yapamadıklarımızı ve bunların sonucunda oluşan kader çizgimizdeki, arayışlarımızı anlatıyor…

Ping de Santiago gibi hedeflerine ulaşabilmek için, amansız uğraşılarda bulunuyor. Ping’in karşısına çıkan yol göstericisi bir baykuş oluyor. Baykuş, Ping’e iyi bir yaşam için 2 şey yapmamız gerektiğini söylüyor. Öncelikle; yaşamayı çok, çok fazla istemeliyiz. İkincisi, her gün dolu dolu yaşamak için istekli olmalıyız…
Hedeflerimiz için yola çıktık, gün be gün yaşıyoruz.
Ancak, günleri birer, birer karşılayarak mı yaşıyoruz?
“Yolda geçirdiğimiz zamanı nasıl daha mutlu ve keyifli yaşayabilirizi unutuyor muyuz?
“Yaşadığımızın, üzgün ya da mutlu olduğumuzun, farkın damıyız?
En son ne zaman yürekten güldük?
Bu anları yeniden zihnimizde canlandırabiliyor muyuz?
Bu anları özel yapan neydi?
Bu sorular her birey için yaşamsal değil mi?
Ne ile uğraşıyorsak uğraşalım içimizdeki arzular çok basit aslında. Mutlu olabilmek!
Bazen, ulaşmayı amaçladığımız hedefe odaklanıp bugünü unutuyor, ve yaşamı, gün gün yaşadığımızın farkında olmuyoruz. Amaç ve isteklerimize odaklanıp aslında bize sadece şimdiki zamanın verildiğini, kimseye yarının garanti edilmediğini, unutuyoruz.
Bunların Leonardo da Vinci ile ne ilgisi var?

Var çünkü, tüm zamanların en büyük beyinlerinden biri olarak kabul edilen Leonardo da Vinci; tarihin en komplex bir bilim  adamı olarak, matematik, mimarlık, dil, mantık, resim, gibi alanlarda olağanüstü iyiydi.  Ayrıca LEONARDO; hayal gücü, renk, ahenk, müzik ve şekil kullanma kabiliyetlerinde de olağanüstü iyiydi.

 BU DURUM ONUN BEYNİNİN HER İKİ YARISINI DA AYNI ANDA KULLANABİLDİĞİNİN ÖZEL BİR KANITIDIR…

Var, çünkü yalnız döneminin değil, bugün dahi, en büyük dehalardan birisi olarak kabul edilen Leonardo’nun mutluluk manifestosu olarak bize bıraktığı, el yazmalarında belirttiği gibi düşünmeli ve yaşamalıyız…
Şimdi bu özel yedi Da Vinci prensiplerine bakalım…

1- CURIOSITA, Yaşama daima merak ile yaklaşmak, büyük beyinlerin daima büyük sorular sorduğunu unutmamak. Doymak bilmeyen bir öğrenme merakı içinde, devamlı olarak öğrenmek için sürdürülen acımasız bir bilgi arayışında olmak.

2-DİMASTRAZIONE, Öğrenmek tek başına yeterli değildir. Bize sunulan her bilgiye önce bilimsel bir şüphe ile yaklaşıp en az iki duyu filtremizle test etmeliyiz. Bilgiyi deneyimler ile test edip, hatalardan ders alarak öğrendiklerimizi hafızamıza kazımalıyız.

3-SENZASIONE, Tüm duyularımızın hassasiyetini daimi olarak artırmak, özellikle göz ile görme yeteneğimizi artırmak ve böylelikle yaşamı daha canlı bir tecrübe haline getirmeliyiz. Duyularımızı keskinleştirmek için her türlü dış etkeni algılama, anlama, ve öğrenme çalışmaları için pratikler yapmalıyız. ( Müzik dinlemeli,resim çizmeli,kitap okumalı, müze gezmeli, çevremizdeki bir çok nesneye dokunmalı, değişik yiyecekler tatmalıyız.) Duyusal keskinliğimizi arttırdığımız ölçüde test sonuçlarımıza güvenebiliriz.

4-SFUMATO, Belirsizliği, karışıklığı ve anlaşılmazlıkları kucaklama arzusunda, daima onları sukunetle kabullenmeliyiz. Tüm duyularımızla yapacağımız sorgulamalar, paradokslara karşı zihnimizi açık tutar, yaratıcı potansiyelimizi özgürleştirir.

5-SCIENZA-ARTE, Bilim ile sanat arasında, mantık ile hayal gücü arasında bir denge kurup, beynin tamamını kullanarak düşünebilme becerimizi geliştirmeliyiz. Her şeyi çok yönlü düşünmeliyiz. Bunun için her düşünceye bilim, sanat ve mantık kriterlerini,bir yemeğin lezzeti tadında, baharat gibi kullanmalıyız.

6-CORPORALİTA, insan kendisiyle, barış içinde yaşamalıdır. Bunun için bedensel olarak denge ve zarafet içinde daima formda kalmalı, bu form ve zarafeti sürekli geliştirme halinde olmalıyız.

7-CONNESİONE, Önceki 6 prensibi birbiriyle ilişkilendirip, sebep ve sonuçları hakkında değerlendirmeler yapabilmeli, ve bir sistem bütünlüğü içinde zihinsel yaklaşımlarda bulunmalıyız. Sistem düşüncesi doğrultusunda, her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğunu fark ederek, bu durumdan haz almalıyız.

Rönesans dönemine damgasını vurmuş, Leonardo da vinci’ nin yaşamı kolaylaştırmak ve başarı için sunduğu  bu  yedi  prensip, benim için, öğrenme ve yaratıcılık konularını deşifre eden birer hayat kriptolarıdır.

Hayatın manifestosudur…

Article Global Facebook Twitter Myspace Friendfeed Technorati del.icio.us Digg Google StumbleUpon Eli Pets

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>